BuzzTechLife

Her şeyden biraz :)

The Office : Devrimsel ve Yenilikçi Bir Yapım

The Office dizisini izlemeyenler için SPOİLER İÇERİR!

2000’li yılların başı bilindiği üzere Sit – Com türünün altın çağı olarak geçer. Friends, Parks and Recreation, The Office, The Big Bang Theory, Modern Family gibi yapımlar hemen hemen aynı dönemde yayına girdi ve izlenildiği dönemlerin en çok konuşulan yapımlarından oldu. Peki, bunların arasından sıyrılan The Office neden Sinema Televizyon bölümlerine bile makale konusu olacak kadar devrimsel bir yapım oldu.

the office

The Office US, bilindiği üzere İngiliz BBC yapımı The Office UK’nin Amerikan versiyonu olarak karşımıza geçti. Bir uyarlama olmaktan ziyade US versiyonun da yapımcı koltuğunda Ricky Gervais ve Stephanie Merchant olduğu için aslında Amerikan versiyonunu, The Office’in Amerika şubesi diye tanımlamak daha doğru olur. Gelenekselin dışına çıkarak Office, dönemindeki diğer sit – com’lara nazaran kahkaha efektini kullanmıyor. Asıl devrimel süreç, aslında burada başlıyor. Çünkü dizi, bize nerede güleceğimizi, nerede üzüleceğimizi söylemiyor. Özellikle kamera açıları ve karakter tretmanları da bunu besleyici nitelikte. Mockumentary olarak da geçen The Office, aslında bu tarzı ile başarıyı sağlıyor. Çünkü ortamda bir kameramanın olduğunu bilen karakterler, tepkilerini saklayamıyorlar. Bununla birlikte kamera, bazı gizli saklı işleri de çektiği için aslında seyirci de karakterler ile birlikte öğreniyor çoğu gizemi.

the office

Dizi’nin favori sekansları ise oyuncular ile yapılan röportajlar. Çünkü bölümün kurgusunda geçen olaylar sonrasında karakterlerin röportaj ortamındaki yorumları ile pekiştiriliyor ve karakterlerin gerçek düşüncelerini bu yol il öğrenebiliyoruz. Mockumentary tarzında olduğu için herhangi bir flashback gösteremeyen yapım, karakterlerin geçmişlerini röportaj yolu ile veya eski kasetleri karakterin, başka bir karaktere göstermesi ile anlayabiliyoruz. Bunun en güzel örnekleri ise Michael Scott’un rap veya film kasetleri.

Karakterlere gelecek olursak, The Office oldukça geniş bir cast sunuyor. Ana 5 karakterin dışında Scranton Dunder Mifflin şubesinde çalışan tüm çalışanlar caste dahil ediliyor. Dizi’nin sunduğu bir diğer devrimsel nitelik ise burada devreye giriyor. Çünkü, yan karakterlerin hikayeleri de ana karakterler kadar önemli ve her olayda yan karakterler de bir başrol niteliği taşıyor. Bir bölümde Stanley Hudson karakteri başrol olurken diğer bölümde Darryl Phillbin’i başrolde görebiliyoruz. Ayrıca yapım onlarla da röportaj yaparak onların da bir hayatları olduğunu bize anlatıyor.

Kamera açıları ise dizinin bir diğer devrimsel tarafı. Karakteri takip eden kameralar, biz seyircileri de birer seyirciymiş gibi hissettiriyor. İş yerine girişlerinden iş çıkışlarına kadar karakterleri takip eden kameralar, dış mekan çekimleri ve araba içi çekimleri için de devrimsel bir formül üretiyor. Bazı dış mekan çekimleri mekan kamerası ile yapılırken araba çekimleri ise ön cama sabit telefon veya video kameralarıyla yapılıyor. Görüntü kalitesinin düşmesinden de bunu anlıyoruz. Fakat zaten bu yapımın bize göstererek yaptığı bir kamera hilesi olduğundan biz seyirciyi rahatsız etmiyor. Bazı sahnelerde ise kameraman oyuncunun yan koltuğuna oturabiliyor, Bunun farklarını şu iki sahne ile açıklayabiliriz. Michael ve Holly’nin Nashua’ya giderken arabada ağlama sahnesi araç içi kamerası ile çekilirken, Jim’in takma bıyık takıp Michael ile eski sevgilisinin yanına gittiği sahne, Jim’in yanına oturan kameraman ile çekildi. Keza Dwight ve Michael’in arabayı göle sürdüğü sahnede ise kameraman arka koltukta oturuyordu. Bu kamera teknikleri ile The Office seyirciyi bir kez daha yapımın içinde hissettiriyor.

İçeriğine gelirsek, The Office alaycı kimliğiyle ön plana çıkıyor. İnsanların her türlü hassaslığı ile dalga geçebilen The Office bunu öylesine başarılı bir şekilde yapıyor ki bir an olsun rahatsız hissetmiyoruz. Özellikle Michael Scott ve Dwight Schrute, popülizmin tam karşısında duran iki ana karakter olarak karşımıza çıkıyor. Dunder Mifflin Kağıt Şirketi, siyahi, eşcinsel, uzak doğulu gibi oldukça etnik ve cinsel çeşitliik sunan bir şirket olsa da şube müdürü Michael Scott bunu tam olarak idrak edemiyor. Kanserden tutun da fakirliğe kadar hassas olan her şey ile dalga geçebilen Michael Scott bunu öyle bir saflıkta yapıyor ki kendisi bile yaptığı şakaların farkında olamayabiliyor. Fakat günümüz hayat koşullarının farkında olan elemanlar da Michael’ın bu tavırlarını yargılamıyor. Serinin yapımcılarından Greg Daniels bir röportajında, günümüzde The Office’ın alaycı mizahı yüzünden tekrar çekilmesinin mümkün olmadığını belirtiyor. Çünkü bundan on sene önceki dünya görüşüne nazaran şu anda alaycı tavırlar takınan diziler bazı kesimler tarafından ciddi tepkiler çekebilir. Zaten belki de The Office, yayınlandığı dönemde günümüzdeki kadar popüler olmaması sayesinde 9 sezon sürmüş bile olabilir. Netflix, Amazon Prime gibi platformlar sayesinde yayınlandığı dönemden çok sonra kült olan bir yapım The Office.

Şimdi, The Office’in bize sunduğu bir kaç sekansı inceleyelim ki neden devrimsel bir yapım olduğunu daha rahat anlayın.

Stress Relief adlı bölümün açılış sahnesinde ilk yardım ekibi, ofise ilk yardım dersi veriyor. canlı bir mankene kalp masajı yapmasını isteyen ilk yardım çalışanaına Michael, nefes almıyor çünkü kolları ve bacakları yok diye cevap veriyor. Sonrasında, uzuvların nerede olduğunu sorguluyor ve bu durumdan duyar kasıyor. Hemen sonrasında Kevin, bacağım olmadan yaşamak isterdim diyor ve sonrasında Michael, Kevin’a zaten kolsuz ve bacaksız yaşadığını söylüyor. Sonrasında İlk Yardım Çalışanı Michael’in çok hızlı masaj yaptığını dakikada 100 kere vurması gerektiğini söylüyor. Michael ise saatte kaç kez oluyor diye soruyor. Buna cevaben Jim neden böyle birt soru sordun gibisinden cevap veriyor ve Michael dakikaya bölüp öyle hesaplayacağını söylüyor. Çalışan ise bir şarkı önerip o şarkını ritmi ile yapmanın kolaylık olacağını söylüyor. Bunun üzerine tüm ofis şarkıyı aynı anda söylemeye başlıyor ama Michael şarkıyı bildiğini söylemesine rağmen farklı bir şarkı söylüyor ki onu bile tam olarak söyleyemiyor. Çok alakasız bir anda Creed, kadını otoparkta gördüğünü ve ordan tanıdğını söylüyor. Artık ne alakaysa. Sonrasında, Andy çıkıp birden yükselerek şarkıyı söylemeye başlıyor. Ve Kelly dans etmeye başlıyor. Şımaran ofis ekibi konuyu tamamen dağıtıyor ve başka bir yere çekiyor. Hasta’nın öldüğünü söyleyen çalışana Dwight karşılık veriyor ve ölü ile ne yapılacağını anlatmaya başlıyor. Organ bağış kartı olup olmadığını söylüyor çünkü ceset soğumadan organları almak gerekiyormuş. Sonrasında Creed yine alakasız bir yerde cüzdanı yok ben kontrol ettim diyor. Michael ölünün bir organ donörü olduğunu söyleyince, Dwight bacağından bir bıçak çıkarıp mankeni deşmeye başlıyor. Şoka giren ofis çalışanları ise şaşkınlıklarını gizleyemiyor. Dwight kalbin nerde olduğunu söylüyor ve hemen arkasından kalp en değerlisi diyor. Bu durumdan rahatsız olan Stanley oturmak isterken, Dwight mankenin suratını yüzüp kendine maske yapıyor. Sonrasında sekans geçip Michael ve Dwight genel müdüre hesap veriyorlar. Müdür neden suratı yüzdüğünü sorunca, Dwight, Filmde gerçekçi gelmediğini fakat kendisi yapınca oldukça gerçekçi göründüğüne ikna olduğunu söylüyor. Sonrasında Michael genel müdüre bir hayat dersi veriyor ve sahn e kapanıyor. Bu sahne Stress Relief bölümünün açılış sahnesi olmasına rağmen 3 dakika boyunca her diyaloğu ile bizi o kadar güldürüyor ki işte sanat budur diyebiliyoruz. The Office dizisinin bu kadar başarılı olmasının sebebi de tam olarak bu. Bize nerede güleceğimizi söylemiyor, karakterler bir an yaşıyor ve esprileri biz yakalıyoruz.

The Office gerek, sıradışı Mockumentary tarzı ile gerek kamera açıları ile gerekse olabildiğince gerçekçi karakterleri ve alaycı bakış açısı ile tarihe altın harflerle adını yazdıran, devrimsel bir yapım oldu. Eğer hala izlemediyeniz izlemenizi önerir, diziyi bir daha bitirdiyseniz de tekrar izlemenizi öneririm. Şu an Amazon Prime’da yayınalnıyor ve 6 lira gibi cüzi bir fiyata The Office ve onlarca dizi ve film izleyebilirsiniz.

the office

Ve son olarak

The Office’in yaratıcısı Ricky Gervais hakkında yazdığımız “Ricky Gervais ve Monologu: İnsanlık” adlı yazımızı buraya tıklayarak okuyabilirsiniz.

Twitter’dan buraya tıklayarak bize ulaşabilirsiniz.