BuzzTechLife

Her şeyden biraz :)

Hogwarts Hayaletleri

Yaşayanlar kadar ölenlerin de sahnede olduğu bir dünya Hogwarts, büyücülük evreninde canlı ve cansızları birleştiren güzel bir geçiş alanı. Hayaletlerin ölmeden önceki halleri ve tabi ki öldükten sonraki karakterleri de merak edilesi bir hal alıyor durum böyle olunca. Hayaletler, yaşayan benliklerin ruh izleri olan grimsi gümüş görüntülere sahiptirler. Sonraki boyuta geçmeyi şiddetle reddedenler, korku, suçluluk ve pişmanlık duyguları yüzünden bitmemiş iş algısıyla maddi dünyaya net bir bağlılık duyarlar. Gelelim şimdi içinden geçince bizde soğuk duş etkisi yaratan, kendileri soğuk ama en azından bazılarının, kalpleri sıcak hayaletlerimize. İyi okumalar, başka evrenleri öğrenmeye meraklı olan herkese.

Sir Nicholas de Mimsy- Porpington

Sir Nicholas, Gryffindor kulesinin hayaletidir. Boynuna 45 kör balta darbesi alarak acı çekerek ölmüştür. Neredeyse Kafasız Nick olarak da bilinir. Çünkü boynuna aldığı darbeler yüzünden boynunu sadece bir cm deri ve birkaç kas tutuyordu ve bu da kafasının yerinde öylece sallanmasına neden oluyordu. Hatta sırf bu yüzden Kafasızlar Avına katılamadı. Sir Nicholas asil ve değerlerine sadık bir hayalet, aynı zamanda öğrencilere karşı arkadaş canlısı ve yardımseverdi. Sırlar Odası kitabında Harry’i, Filch’in ceza vermesinden kurtarıyordu. Aynı kitapta, 31 Ekim 1992’de, Cadılar bayramında zindanlarda verdiği partiyle 500. Ölüm yıl dönümünü hayalet arkadaşları ve altın üçlümüzle beraber kutladı. Kısacası çizgisini bozmayan yıllanmış şarap gibi bir hayaletti.

Şişman Keşiş

Şişman Keşiş, Hufflepuff kulesinin hayaletidir. Şişman Keşiş, kilise mensupları tarafından bir şüpheli alışkanlığı yüzünden idam edildi. Şişman Keşiş’i Felsefe Taşı filminde kısa bir an görürken, Sırlar Odası kitabında Sir Nicholas’ın ölüm günü partisinde kısaca adının geçtiğine şahit olduk. Genellikle sevecen, güler yüzlü ve dost canlısı olmasının yanı sıra eğer ona hiçbir zaman Kardinal olamadığı hatırlatılırsa kızgınlık seviyesi bir hayli yükseliyordu.

Kanlı Baron

Kanlı Baron, Slytherin kulesinin hayaletidir. Kanlı Baron, yaşarken kestirilemez bir sinire sahipti. Helena Ravenclaw’a âşık oldu, fakat karşılığını alamadı. Helena diademle kaçınca Rowena tarafından kızını bulmak için gönderildi, ancak Helena onunla beraber dönmeyi reddedince küçük bir cinnet anı yaşadı ve Helena’yı öldürdü. Ardından ne yaptığının farkına varınca kendini de aynı bıçakla öldürerek intihar etti.

Kanlı Baron adını almasına sebep olan kanlarsa biricik aşkı Helena’ya aitti. Cinayet ruhunu parçaladığı halde pişmanlığı ruhunu iyileştirdi, ama pişmanlığı öyle kuvvetliydi ki Hogwarts hayaleti haline geldi. Okul hayaletleri arasındaki en asosyal ve sert görünümlü hayalettir. Öğrenciler ve Peeves ondan çekinir, hatta korkar.

Gri Leydi

Gri Leydi, Ravenclaw kulesinin hayaletidir. Aynı zamanda kurucuların soyundan gelen tek hayalettir. Kuruculardan Rowena Ravenclaw’ın kızıdır. Annesinin diademini çaldıktan sonra, kendisine karşılıksız aşk besleyen Kanlı Baron tarafından öldürüldü. Annesinin diademini çalmanın pişmanlığı ile Ravenclaw hayaleti olarak kuleye geri döndü. Hiç konuşmadığı düşünülen hayalet, çok fazla içine kapanıktı.

Tom Riddle, Gri Leydi’yi diademi yok etme vaadiyle kandırdı ve diademin yerini öğrenip onu kara büyüyle ve ruhuyla kirletti. Harry, Hogwarts Savaşı esnasında Neredeyse Kafasız Nick’e Ravenclaw hayaletinin kim olduğunu sormasıyla hayaletin Gri Leydi olduğunu öğrendi. Fakat Gri Leydi, Harry’nin annesinin diademini sorup yok etmeyi istediğini belirtmesiyle Voldemort’un yaptığını hatırlayarak sinirlendi, buna rağmen biraz daha konuşup Harry’nin niyetinin iyi olduğunu anlamasıyla ona yardım etti. Kısacası Gri Leydi, annesine ihanetinin pişmanlığını ve acısını yaşayan ölümden sonra sadık bir kızdı.

Peeves

Peeves, tam olarak bir hayalet değildir, yok edilemez bir kaos ruhudur. Hatta diğer hayaletlere karşın Peeves fiziksel bir forma sahipti ve nesnelere itme vurma konusunda etkisi vardı. Aynı zamanda isteyince görünmez olabiliyordu. Düzensizliğin, kötü niyetin ve mizahın somutlaşmış haline Peeves de diyebiliriz aslında. Zaten “Peeves”, küçük şeytan ve kişisel olarak sıkıcı anlamına geliyordu. İsminin karşılığını vererek herkesin başına iş açıp çorap örüyordu.

Peeves, sadece hayaletler arasında Kanlı Baron’un lafını dinliyordu ve ondan inanılmayacak şekilde korkuyordu. Muhtemelen okuldan atılma korkusuyla Albus Dumbledore’dan çekiniyordu ve ona karşı saygılıydı. Öte yandan belki de mizah yönünden kendisine benzedikleri için Weasley ikizlerine karşı sempatisi vardı. Argus Filch ile çokça sorun yaşıyordu, sanıyorum ki buna hiç ama hiç şaşırmadık.

Myrtle Warren

Myrtle Warren, okulda daha çok “Mızmız Myrtle” ismiyle anılırdı. Myrtle, genellikle kızlar tuvaletinde bulunan ve insanların alaylarına maruz kalan bir hayalettir. Yaşayan hali bile ne yazık ki alay edilen bir karakter olmuştu. Hatta yine bir gün kendine hakaret edildiği için kızlar tuvaletinde ağlarken Tom Riddle’nin Sırlar Odasını açmasıyla kontrol ettiği Basilisk tarafından öldürüldü. O sarı gözler, Myrtle’ı gördüğü anda öldürdü. Ondan sonra bir hayalet olarak Hogwarts’ta kaldı. Sırlar Odası filminde çok özlü iksiri yaptıkları tuvalette karşımıza çıkan Myrtle, daha sonrasında Ateş Kadehi filminde Cedric’in yumurtayla beraber duş almaya gittiği yerde Harry’e Cedric’in tam olarak ne yaptığı hakkında ipucu veriyordu. Kısacası hüzünlü ve sinirli bir hayaletti.

Cuthbert Binns

Cuthbert Binns, okuldaki tek hayalet profesördü. Profesör Binns, Sihir Tarihi dersi veriyordu. Çok yaşlı bir profesördü ve bir gün öğretmenler odasındaki kaloriferin önünde uykusundan kalkarken vücudunu oracıkta bırakıp derse girdi, hatta komik olan şeyse başka biri fark edene kadar kendinin öldüğünü bile fark etmedi. Bundan sonra da dersi tarihe nakış olmuş biri olarak vermeye devam etti, ne yazık ki derslerindeki tek heyecan onun sınıfa kapı kullanmadan bir anda giriş yapmasıydı.

Filmdekinin aksine kitapta Profesör McGonagall değil, Profesör Binns Hermione Granger’ın sorusuyla Sırlar Odası efsanesinden bahsediyordu. Kısacası uzun ve buram buram derin tarih kokan ödevlerle öğrencilere zor anlar yaşatan bir hayalet profesördü.

Yazımın sonuna gelirken, hayatın ne kadar kısa olduğunu ve onu yakalamazsak elimizden uçup giderken sadece pişmanlıklarla dolu bir pusun içine düşebileceğimiz gerçeğini hatırlayarak, hayatı hala elinizdeyken asla bırakmamanız dileğiyle, Rengârenk günler.

Kaynakça için buraya tıklayabilirsiniz.

Ayrıca Harry Potter ve Hogwarts Büyücülük Okulu evreni hakkında daha fazla bilgi almak için buraya tıklayarak Hogwarts hakkındaki makalelerimizi okuyabilirsiniz.