BuzzTechLife

Her şeyden biraz :)

Lord Voldemort’un Hikayesi Part-1

Lord Voldemort olarak da bilinen “Tom Marvolo Riddle” Londra’da bir yetimhanede doğdu. Annesi Merope Gaunt babası Tom Riddle’a aşk iksiri vererek kandırmış ve evlenmişti. Little Hangleton köyünde zengin ve yakışıklı bir muggle olan Tom, tepe de güzel görünümlü bir malikanede yaşamaktaydı. Little Hangleton’da ki en görkemli ve güzel görünümlü malikaneydi. Babası annesinin bir cadı olduğunu bilmezdi, öğrendiğinde de onu hamile bir şekilde terk edip ailesinin evine döndü. Voldemort’un anlattığı üzerine babası büyüden hiç hoşlanmazdı. Merope, küçük Tom’u doğurduktan bir süre sonra hayatını kaybetti. Fakat ona babasının adını verecek kadar yaşamıştı. Tom Marvolo Riddle temiz fakat bi’ o kadar da acımasız bir muggle yetimhanesinde hayatının ilk on bir yılını geçirdi. Yaşı ilerledikçe bir şeyler çalmaya başlamıştı. Yetimhanedeki çocuklara ve de çevresindeki hayvanlara “kötü” şeyler yapmaya başlamıştı.

O zamanın Hogwarts Başkalaşım Profesörü olan Profesör Albus Percival Wulfric Brian Dumbledore, Tom’u almak için Wool Yetimhanesine gitti. Dumbledore Tom ile tanıştıktan sonra büyü üzerine bazı konuşmalardı bulunmuştu. Tom başta büyücü olduğuna inanmasa da daha sonrasında Dumbledore onu ikna etmiş ve Hogwarts’a eğitim almaya götürmüştü.

Bina yerleştirmesinde seçmen şapka Tom’un kafasına takıldığı gibi tereddütsüz bir şekilde “Slytherin!” diye bağırmıştı. Tom kısa bir sürede çok parlak bir öğrenci olmuştu. Profesörlerin gözde öğrencisiydi. Yakışıklı genç bir çocuktu. Herkes ona hayrandı fakat Dumbledore bazı farklılıkların varlığını fark etmişti. Yaz tatillerinde Tom hor gördüğü Muggle Wool Yetimhanesine dönerdi. Dönemin başlamasını ise dört gözle beklerdi.

Tom okulda olduğu zamanlar da gizlice ölümü aldatmanın yolunu ve de efsane olarak düşünülen Slytherin mirasını aramaya çalışırdı. Okulun kurucularından biri olan Salazar Slytherin muggle kökenli büyücülerin büyücülük eğitimi almaması gerektiğini savunurdu. Bu fikri yüzünden diğer kurucularla düşünce ayrılığına gitmiş ve okulu terk etmişti. Okulu terk ederken arkasında gizli bir oda bırakmıştı. Odanın içinde kendisinin görkemli bir heykeli ve sadece kendisinin kontrol edebileceği bir yaratık bulunurdu. Salazar Slytherin’in gerçek varisi okula gelip atalarının yarım kalan amacını (Muggle kökenli büyücülerin sonunu getirmek) tamamlayana kadar oda mühürlenmişti. Söylentiye göre içinde yalnızca varisin kontrol edebildiği bir yaratık vardı. Okul baştan aşağı aransa da bu oda bulunamamış ve bir efsane olarak kalmıştı.

Tom bu odayı arıyordu. Altıncı yılına geldiğinde Sırlar Odası’nın girişini buldu ve içindeki Slytherin’in Basilisk’ini serbest bırakarak Myrtle Warren adlı bir öğrenciyi öldürdü. Basilisk dev bir yılandır. Tom’un bir yeteneği vardı, o bir çatalağızdı. Yani yılanlarla konuşabiliyordu. Salazar Slytherin de kendisi gibi bir çatalağızdı. Bu nedenle Basilisk’i çok rahat kontrol edebiliyordu.

Tom okuldaki en yakın arkadaşları arasında yeni bir isim kullanmaya başlamıştı. “İğrenç, sıradan Muggle” babasının adını küçümsemiş ve Tom Marvolo Riddle’in anagramından kendine yeni bir isim üretmişti; “Lord Voldemort”. Tom dünyanın en büyük büyücü olmak istiyordu. Bu isim ise dünyanın her yerindeki büyücülerin bir gün konuşmaktan korkacağı bir isim olacaktı.

Sırlar Odasının açılması ile okula saldırılar oluyordu. O zamanlar da Hogwarts’ta eğitim alan bir diğer öğrenci olan Rubeus Hagrid’in örümceği Aragog’un ve Hagrid’in saldırıların sorumlusu olduğuna müdürü ikna etmeye çalışıyordu. Tom, Müdür Armando Dippet’i ikna etmişti. Okula olan “özel hizmetleri” nedeniyle Tom ödüllendirilmişti. Bu sırada Albus Dumbledore’un onu sinir bozucu derecede yakından izlediğini ve o okuldayken Sırlar Odası’nı tekrar açmanın güvenli olmayacağını anladı. Tom bir gün, bir başkasına liderlik edebileceği ve Salazar Slytherin’in asıl işini bitirebileceği umuduyla kendisini bir günlüğün sayfalarında korudu.

Tom, Myrtle’ı öldükten sonraki yaz amcası Morfin Gaunt’ı bulup ziyaret edene kadar doğumunun tam hikayesini öğrenemedi. Gerçekleri öğrendiğinde babasından ve büyükanne ve büyükbabasından intikam almak için Little Hangleton’a gitti ve onları öldürdü. Tom’un babasının bahçıvanı Frank Bryce, daha sonra polise Riddle’ın öldüğü gün bir yabancı gördüğünü söyledi; malikanenin yanında koyu saçlı ve solgun bir genç çocuk. Ertesi sabah bir hizmetçi Bay Riddle’ı ve yaşlı ebeveynlerini yemek yerken ölmüş cesetlerini buldu. Cesetler buz kadar soğuktu ve her birinin yüzünde dehşet dolu bir bakış vardı, ancak hiçbir fiziksel yaralanma belirtisi yoktu. Daha sonrasında Little Hangleton kilisesine gömüldüler.

Bir sonraki yıl Tom Hogwarts’ta yalnızca seçkin öğrencilere verilen “Büyülü Liyakat Madalyası’nı” aldı. Bunun üzerine Dumbledore onun hakkında “Harika. Elbette, muhtemelen Hogwarts’ın gördüğü en parlak öğrenciydi.” ifadelerini kullandı. Fakat o dönem Tom gizlice Hortkulukları araştırıyordu. Araştırmasının sonucunda “Bir hortkuluk iyiyse eğer yedi tanesinin daha iyi olacağı” kanısına vardı. Myrtle ve babasının öldürmesiyle ilk iki Hortkuluk’unu yaptı. O sadece on yedi yaşındaydı. Tom’un korktuğu tek büyücü Dumbledore’du. Çünkü onun zamanının en büyük kara büyücüsü Gellert Grindelwald’tı ve onu bir düelloda yenen tek büyücü ise Dumbledore olmuştu.

1945 yılında Hogwarts’tan ayrılan Tom, Diagon Yolu’ndaki Knockturn Alley’de, Borgin ve Burkes adlı karanlık bir büyü dükkanında çalışarak herkesi şaşırttı. Buradaki görevi, değerli eşyaları ortaya çıkarmak ve bunları mümkün olan en düşük fiyatta satmaktı. Bu işte çok iyiydi, ancak Salazar Slytherin’e ait bir altın madalyon ve Helga Hufflepuff’a ait altın kupa için Hepzibah Smith’i öldürdükten sonra aniden bu işi bıraktı ve sırra kadem bastı.

Tom yıllarca ortalarda gözükmedi, bu sürede çok uzaklara gitti. Karanlık Sanatların derinliklerine olan yolculuğunda en kötü cadı ve büyücülerle iş birliği yaptı. Sonsuz güç ve ölümsüzlük peşinde olan Tom bir sürü dönüşüm geçirdi. Karanlık Büyülerin bir bedeli vardır. Her lanet o büyücünün ruhunu ve bedenini yıpratır. Yıllar sonra geri döndüğünde Tom Marvolo Riddle olarak değil Lord Voldemort olarak biliniyordu.

1970’in başlarında kendi yandaşlarını toplamaya başladı. Onlara “Ölüm Yiyenler” dendi. Onlardan o kadar çok korkulurdu ki, adını söyleyecek cesareti bile bulamazlardı. Çok az insan onun Hogwarts’ta başarılı ve sevilen aynı yakışıklı ve zeki çocuk Tom olduğunu fark etti. Voldemort, Ölüm Yiyenlerin yanında kurt adamlar ve ruh emiciler gibi karanlık yaratıklarla ittifaklar kurdu. Ayrıca Inferi ordularını (canlandırılmış ölüler) kontrol etti. Zamanla birçok cadı ve büyücü kendilerine sunulan güce göz yumarak ona katıldı.

Her Ölüm Yiyen bir işaret taşıyordu. Karanlık Lord tarafından sol kollarının iç yüzüne, ağzından dil gibi yılan çıkaran bir kafatası olan Karanlık İşaret. Ölüm Yiyenler öldürdüklerinde, yeşilimsi bir duman bulutunda parlayan zümrüt yıldızlarından oluşan ve görüldüğünde dehşete neden olan aynı işareti havaya gönderirlerdi. Voldemort’un ilk saldırıları tam tamına on bir yıl sürdü. Voldemort ve ordusu, Muggle’larla ve Muggle doğumluların haklarını savunan tüm cadı ve büyücülere saldırılar düzenledi. Birçok işkence ve lanetler uçuştu etrafta. Bazı aileler tamamen öldürüldü bazıları ise saklandı.

Bütün bunlardan bıkmış olan Büyülü Hukuk Yaptırım Dairesi Başkanı; Bartemius Crouch, Seherbazlara affedilmez lanetleri şüphelilere karşı kullanma yetkisi verdi. Onları yakalamak yerine öldürme yetkisi verdi ve bazı şüpheliler yargılanmadan ruhsal sahiplerine teslim edildi. Yine de Bakanlık bu durumla baş edemedi, bu yüzden Albus Dumbledore Zümrüdüanka Yoldaşlığı’nı kurdu. Fakat Ölüm Yiyenler sayıca üstündü ve Zümrüdüanka Yoldaşlığı üyelerine ve ailelerini öldürüp işkenceler uyguluyordu. Karanlık Lord yaşayan herhangi bir büyücüden daha güçlü gözüküyordu ve amaçlarından birine ulaşmıştı. Tüm dünya onun adını ağzına almaya korkar oldu. Ondan bahsetme cesaretini gösterenler “Kim Olduğunu Bilirsin” şeklinde bahsediyordu.

1970’lerin sonunda Voldemort, ona farklı şekillerde hizmet etmesi için iki genç Ölüm Yiyeni işe alacaktı; Severus Snape ve Regulus Black. Ölüm Yiyenlere farklı nedenlerle katıldılar. Ancak ikisi de olanları farkına vardı. Voldemort’un yöntemlerini destekleyemediler ya da sevdiklerini incittiğinde pasif kalamadılar. Voldemort’un Kreacher’ı kötüye kullanmasına öfkeli olan Regulus, Voldemort’un hortkuluklarından birini sabote etmeye çalışırken öldü. Snape ise Voldemort Lily Potter’a saldırmaya karar verdikten sonra Dumbledore için de ajan oldu. Fakat Snape bilmiyordu, Lily’i hedefe yapanın kendisi olduğunu. Bir kehanet duyan Severus, Voldemort’a Karanlık Lord’u yenme gücüne sahip olacak bir çocuğun doğacağını söyledi…

Büyücülük Dünyasının en büyük karanlık büyücülerinden biri olan Voldemort’un hayatı tabii ki bu kadar kısa değil. Fakat devam edersek de yazı uzadıkça uzayacak. Bu yüzden Part 2’de görüşmek üzere. <3
Harry Potter dizisinin konusu olabilme ihtimali olan bazı hikayeleri sizlerle yazılarımızda buluşturuyoruz. Dilerseniz eğer bu linkten başka bir ihtimal olan Çapulcular hikayesine de bakabilirsiniz.
Ayrıca Buzztechlife Discord sunucumuza katılmak isterseniz bu linkten katılabilirsiniz.