BuzzTechLife

Her şeyden biraz :)

Rashōmon: Doğruları Sorgulatan Bir Diğer Eser

Ansiktet filmi izleyicilere doğrunun kesin bir mevzu olarak algılanmasının oldukça güç olduğunu gösterir. Zira her insan yaşadıklarını farklı algılayabilir, onlara farklı anlamlar yükleyebilir. Ancak o eserdeki gibi olayların yaşanması ve algılanması durumlarının yanı sıra olayların aktarılması da bambaşka olarak yorumlanabilir. Theseus’un Gemisi adındaki bir düşünce deneyi vardır, buna göre, Theseus’un bir gemisi vardır. Geminin zamanla çürüyen veya eskiyen parçaları çıkarılır, yerine yenileri takılır. Bir zaman sonra geminin en baştaki parçalarından hiçbiri gemide kalmaz. Daha sonrasında ise gemiden sökülen eski parçalar onarılır ve o parçalarla bir gemi daha yapılır. Bu iki gemiden hangisi Theseus’un “gerçek” gemisi olarak kalır? Olaylar da tıpkı Theseus’un Gemisi gibidir: İnsanlar, olaylardan kendilerine göre parçalar çıkarır veya ona parça eklerler. Hatta olay parçalarından yepyeni bir olay yapabilirler. Ancak bunu her zaman yalan söylemek için yaptıkları da söylenemez, herkes olayları farklı anlar ve farklı yorumlar; onlara bambaşka pencerelerden bakarlar. Herkes aynı olayları farklı yaşayıp algılayabiliyorsa, hatta farklı aktarabiliyorsa gerçek veya “doğru” diye bir durum söz konusu olabilir mi? İşte Rashōmon filmi de doğruların tam anlamıyla bu yönünü ortaya koyuyor.  

Bu yazı Rashōmon filmi ile ilgili spoiler içerebilir!

Usta işi sinematografileriyle sinema tarihine adını kazıyan yönetmen Akira Kurosawa,  Ryūnosuke Akutagawa’nın “Çalılıklar Arasında” adındaki kısa hikâyesinden uyarladığı Rashōmon filmiyle doğrulara büsbütün değişik bir çerçeveden bakar. Film, iki kişinin yağmur yağarken Rashōmon adındaki tarihi bir şehir kapısının altında oturmasıyla başlar. Bunlardan biri bir oduncu, diğeri ise bir rahiptir. Oduncu olanın daha filmin başında “Anlayamıyorum.” “Hiç anlayamıyorum!” şeklinde sayıklaması, film için bir ipucu verir aslında. Oduncu sayıklarken yoğun yağmurdan dolayı tarihi yapıya sığınmaya çalışan başka biri gelir. Sürekli “anlamadığından” söz eden kişiye neyi anlamadığını sorar ve hikâye başlar. Oduncu, anlatacağı hikâyenin hiç anlaşılmaz bir durum olduğunu söyleyerek konuya girer ve bir adamın öldürüldüğünü görmesinden bahseder. Hikâyede anlaşılmaz olan durum ise oduncunun mahkemede diğer tanıklar ve sanıktan dinledikleridir. Ünlü haydut Tajōmaru, ormanda dolaşan genç bir çift görmüş ve genç kızı elde etmek amacıyla erkeği öldürmüştür. Şans eseri yakalanan Tajōmaru, mahkemede her şeyi anlatmaya başlar.  

rashomon

Ancak işin ilginç kısmı, Tajōmaru’nun yanı sıra, oduncunun kendisi de dahil olayda yer alan herkesin olay örgüsünü farklı anlatmasıyla başlar. Herkes Tajōmaru’nun genç erkeği öldürdüğü konusunda hemfikirdir ama nasıl ve neden olduğu herkesin gözünde değişiklik gösterir. Hatta Tajōmaru’nun nasıl yakalandığında bile mutabakat sağlanamaz. Buna karşılık olarak oraya sığınan üçüncü kişi, oduncununki dahil hiçbir hikâyeye inanmadığını söyleyerek acımasız perspektifini ortaya koyar: “İnsan her zaman yalan söyler. Çoğunlukla kendimize bile dürüst olmayız.” Sürekli insanların içinde iyilik olduğuna inanmak isteyen ve onların doğruları da konuşabileceğini düşünen rahibe de “Gerçekten iyi olan birisi var mı? Belki de iyilik uydurmadır.” şeklinde cevap verir. Filmin devamında, oduncuya göre mahkemede kurbanın hayaleti bile çağırılır ve hayalet yine tamamıyla değişik bir hikâye anlatır. İlginç olan, oduncunun mahkemede tanıklık yaparken olaylara “karışmak istemediği” için bir hançer detayını atlamasıdır. Bu detayın gün yüzüne çıkmasıyla birlikte hikâyenin bütünlüğü sorgulanmaya başlanır. Herkesin kafası öyle bir karışır ki oduncu, filmin sonlarına doğru “Kendi ruhumu anlamıyorum.” dediğinde bir nevi filmi özetler ve bütün hikâye sorgulanmaya başlanır. Oduncu kendi hikâyesini bile doğru anlatmıyorsa gördüğü hayaletin hikâyesi bir yana, bir hayaletin ifade vermek için çağrılması bile doğru olabilir mi? Çağrıldıysa bile hayaleti çağıran medyum gerçekten o kişinin hayaletini mi çağırmıştır? O kişinin hayaletini çağırdıysa bile o kişi doğruları mı konuşmuştur? Medyum gerçekten hayalet çağırmış mıdır, yoksa tamamen kendi kurduğu bir hikâyede rol mü yapıyordur?  

Kurosawa hikâye içinde hikâye tekniğiyle izleyiciye kendisini bile sorgulatır. Herkesin yaşanılanları farklı algılaması, isteyerek ya da istemsizce yalan söylemesi sonucu Rashōmon filmi, tam anlamıyla bir bilgisayar oyununa döner. Ortada herkesin ortak paydada buluştuğu somut olduğu kararlaştırılmış bir gerçek vardır ancak olayın yaşanması ve sonucu sürekli olarak değişir, adeta oyunu oynayan kişinin her seferinde bir kayıt alıp, kaydın başından itibaren farklı oynayıp farklı oyun sonlarını görmesi gibi. Her şey göz önüne alındığında, kişiden kişiye göre yaşanılanlar ve hatta bunların dile getirilmesi bile bambaşka bir hâl alabiliyorsa “doğru” nerede aranmalıdır? Hatta elde “doğru” diye bir şey kalır mı? Bu gibi soruların yanıtları olsaydı ortada ne doğrular üzerine bir argüman ne de bu argümanları işleyen eserler olurdu.

rashomon
Rashomon (1950) on IMDb

Ansiktet filminin incelemesi için buraya tıklayabilirsiniz.

İnstagramda dizi ve film gönderileri paylaştığımız sitemiz için buraya tıklayabilirsiniz.